Avrupa Birliği, kritik tedarik zincirlerinde Çin’e olan bağımlılığını azaltmak amacıyla yeni bir düzenleyici mekanizma üzerinde çalışmaktadır. AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič tarafından yapılan açıklamalara göre, özellikle stratejik sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin tek bir tedarikçiye bağımlı kalmasının önüne geçilmesi hedeflenmekte olup, şirketlerin en az üç farklı tedarik kaynağıyla çalışmasını zorunlu kılabilecek yeni bir araç gündeme alınmıştır.

Söz konusu girişim, son yıllarda yarı iletkenler, nadir toprak elementleri ve diğer kritik hammaddelerde yaşanan arz kesintilerinin ardından AB’nin ekonomik güvenlik politikalarının önemli bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Özellikle Çin’in nadir toprak elementleri ihracatına yönelik kısıtlamaları ve yüksek teknoloji ürünlerindeki hakim konumu, Avrupa sanayisinin dış tedarik kaynaklarına aşırı bağımlılığının yarattığı riskleri yeniden gündeme taşımıştır.

Komisyon tarafından değerlendirilen model kapsamında, belirli sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin kritik girdilerinin belirli bir oranının üzerinde tek bir ülkeden veya tedarikçiden temin edilmesi sınırlandırılabilecek; böylece tedarik zincirlerinin daha dirençli hale getirilmesi amaçlanacaktır. Bu yaklaşım, yalnızca ticaret politikası değil, aynı zamanda ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik hedeflerinin de bir uzantısı olarak görülmektedir.

Bununla birlikte, düzenlemenin Avrupa şirketleri açısından ek maliyetler doğurabileceği ve tedarik süreçlerinde yeniden yapılanmayı gerektirebileceği değerlendirilmektedir. Özellikle üretim maliyetlerinin artması ve alternatif tedarik ağlarının oluşturulmasının zaman alması nedeniyle iş dünyasının olası düzenlemeye temkinli yaklaşabileceği ifade edilmektedir.

Hukuki açıdan bakıldığında, planlanan mekanizma AB’nin son dönemde giderek güçlendirdiği “ekonomik güvenlik” yaklaşımının yeni bir yansıması niteliğindedir. Son yıllarda yabancı yatırımların denetlenmesi, sübvansiyon soruşturmaları, zorlayıcı ekonomik uygulamalara karşı geliştirilen koruma araçları ve kritik hammaddelere ilişkin stratejilerle birlikte değerlendirildiğinde, Komisyon’un ticaret politikasını yalnızca serbest ticaret perspektifiyle değil, aynı zamanda jeopolitik risk yönetimi çerçevesinde şekillendirdiği görülmektedir.

Yeni düzenlemenin yasama sürecine ilişkin çalışmaların 2026 yılı içerisinde netleşmesi beklenirken, Avrupa Birliği’nin Çin ile ticari ilişkilerinde daha ihtiyatlı ve korumacı bir döneme yöneldiğine ilişkin değerlendirmeler de güç kazanmaktadır. Özellikle kritik teknolojiler, savunma sanayii girdileri ve stratejik hammaddeler bakımından tedarik çeşitlendirmesinin önümüzdeki dönemde AB mevzuatının temel önceliklerinden biri olması beklenmektedir.

Share.
Exit mobile version