Asya ülkeleri, Orta Doğu’daki önemli deniz geçişlerinden birinin daha güvenliğini kaybetmesiyle son altı ay içinde ikinci kez ciddi bir enerji arzı sorunuyla karşı karşıya kaldı. Yemen’deki Husilerin, Kızıldeniz’in güney girişinde bulunan Babülmendep Boğazı’ndan geçen Suudi Arabistan bağlantılı petrol sevkiyatlarını hedef alması, Japonya, Güney Kore, Tayland ve Filipinler gibi enerji ihtiyacının büyük bölümünü Orta Doğu’dan karşılayan ülkelerde tedarik endişelerini artırdı. Bölge ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nda mart ayında yaşanan kesintilerin etkilerini henüz tam olarak giderememişken yeni alternatifler aramaya başladı.
Hürmüz Boğazı’ndaki sorunların ardından Suudi Arabistan, doğu kıyılarındaki petrolü boru hatları aracılığıyla Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı’na yönlendirmişti. Ülkenin ham petrol ihracatının önemli bir bölümünü üstlenen bu güzergâh, başta Çin ve Hindistan olmak üzere Japonya ve Güney Kore gibi büyük Asyalı alıcılar açısından kritik bir alternatif oluşturmuştu. Ancak Babülmendep Boğazı’ndaki güvenlik tehdidi, söz konusu güzergâhın da düzenli biçimde kullanılmasını zorlaştırıyor.
Petrol tankerlerinin Süveyş Kanalı ve Akdeniz üzerinden Ümit Burnu’na yönlendirilmesi seçenekler arasında bulunsa da bu yolculuk hem teknik hem de mali açıdan önemli güçlükler içeriyor. Büyük petrol tankerlerinin tam yüklü hâlde Süveyş Kanalı’ndan geçememesi yük aktarımı gerektirirken, Afrika’nın çevresinden izlenecek rotanın seyahat süresini iki kattan fazla uzatabileceği belirtiliyor. Ayrıca gemilere uygulanan savaş riski sigorta primlerinin yükselmesi, taşıma ve yakıt maliyetlerinin daha da artmasına neden oluyor. Bu ek maliyetlerin zaman içerisinde Asya’daki işletmelere ve tüketicilere yansıması bekleniyor.
Yaşanan gelişmeler üzerine Filipinler, Hindistan ve Güney Kore gibi ülkeler stratejik petrol ve doğal gaz rezervlerini güçlendirmeye yönelirken, bazı Asyalı ithalatçılar alternatif tedarikçilerle görüşmelerini hızlandırdı. Rus petrolünün bölgedeki öneminin yeniden artabileceği değerlendirilirken, enerji arzındaki kırılganlık yenilenebilir kaynaklara geçiş çalışmalarını da gündemde tutuyor. Mevcut krizin, Asya ülkelerinin sınırlı stratejik rezervlere ve belirli deniz yollarına dayanan enerji tedarik sistemlerinin jeopolitik gelişmelere karşı taşıdığı riskleri yeniden ortaya koyduğu belirtiliyor.


