25.10.2022 tarihli ve 31994 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan gelişmeler…

  • 6284 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşma”da değişiklik yapılmasına ilişkin olarak teati edilen ve 23 Şubat 2022 tarihli ve 7379 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan notaların onaylanmasına karar verilmiştir. Değişiklik uyarınca, Anlaşmanın 1. maddesinde yer alan “Ankara’da” ifadesi, “İstanbul’da” olarak değiştirilmiştir.

Bu Anlaşmanın tadili, tarafların iç hukuk süreçlerini tamamladıklarına dair diplomatik yoldan yapılacak bildirimlerden sonuncusunun alındığı tarihte yürürlüğe girer.

  • 6285 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Arasında Askerî Sağlık Alanında Eğitim ve İş Birliği Protokolü”nün onaylanmasına karar verilmiştir. 24.03.2021 tarihinde, Tiran’da imzalanan Protokolde; “İş Birliği Alanları”, “Uygulama ve İş Birliği Esasları”, “Yetkili Makamlar ve Uygulama Planı”, “Sağlık Hizmetleri”, “Mali Hususlar”, “İdari Hususlar”, “Uyuşmazlıkların Çözümü”, “Yürürlük Süresi ve Sona Erdirme”, “Onay, Yürürlüğe Giriş ve Yürürlükten Kalkma” gibi başlıklar altında çeşitli hükümler yer almaktadır.

Bu Protokol, tarafların Protokolün yürürlüğe girmesi için gerekli tüm iç yasal prosedürlerin yerine getirildiğini birbirlerine diplomatik kanallarla bildirdikleri son tebliğin alındığı tarihte yürürlüğe girer.

  • 6286 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Sao Tome ve Prinsipe Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ticaret ve Ekonomik İş birliği Anlaşması”nın onaylanmasına karar verilmiştir. 03.11.2016 tarihinde, İstanbul’da imzalanan Anlaşmada; “Ticari ve Ekonomik İş birliği”, “En Çok Kayrılan Ülke Muamelesi”, “Ticaretin Kolaylaştırılması”, “Ödeme Yöntemi”, “Geçici İthalat”, “Bilgi Teatisi”, “Karma Ekonomik Komisyon”, “Uluslararası Yükümlülükler ve Ulusal Mevzuat ile Uygunluk”, “Anlaşmazlıkların Halli” gibi başlıklar altında çeşitli hükümler yer almaktadır.

Bu Anlaşma, tarafların anılan belgenin yürürlüğe girmesi için gerekli tüm iç yasal prosedürlerin yerine getirildiğini birbirlerine diplomatik kanallarla yaptığı son yazılı bildirimin alındığı tarihte yürürlüğe girer.

  • 6287 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi”ne ilişkin olarak 14-15 Ekim 2020 tarihlerinde kabul edilen Değişikliklerin 4 Şubat 2022 tarihinden geçerli olmak üzere onaylanmasına karar verilmiştir.
  • 6288 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti Arasında Aile, Kadın ve Sosyal Hizmetler Alanlarında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı”nın onaylanmasına karar verilmiştir. 26.11.2020 tarihinde, Ankara’da imzalanan Mutabakat Zaptında; iş birliği yapılacak alanlar, yetkili makamlar, uyuşmazlıkların çözümü gibi hususlara ilişkin hükümler yer almaktadır.

Bu Mutabakat Zaptı, tarafların bu Mutabakat Zaptı’nın yürürlüğe girmesi için gerekli tüm iç yasal prosedürlerin yerine getirildiğini birbirlerine diplomatik kanallarla yaptığı son yazılı bildirimin alındığı tarihte yürürlüğe girer.

  • 6289 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Ulusal Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Tanınması ve Değişimine İlişkin Anlaşma”nın onaylanmasına karar verilmiştir. 03.02.2020 tarihinde, Kiev’de imzalanan Anlaşmada; yetkili makamlar, uyuşmazlıkların çözümü, yürürlük tarihi gibi hususlara ilişkin hükümler yer almaktadır.

İşbu Anlaşma süresiz olarak akdedilmiş olup Taraf Devletlerin Anlaşma’nın yürürlüğe girmesi için gerekli tüm iç yasal prosedürlerin yerine getirildiğini birbirlerine diplomatik kanallarla yaptığı son yazılı bildirimin alındığı tarihten 60 gün sonra yürürlüğe girer.

  • 6290 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Moldova Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Değiştirilmesine İlişkin Anlaşma”nın onaylanmasına karar verilmiştir. 16.03.2021 tarihinde, Ankara’da imzalanan Anlaşmada; “Anlaşmanın Konusu”, “Tanımlar”, “Sürücü Belgelerinin Tanınması”, “Sürücü Belgelerinin Tebdil Edilmesi”, “Sürücü Belgesinin Tanınmasının veya Tebdilinin Reddedilmesi”, “Orijinal Sürücü Belgesine İlişkin Prosedür”, “Sürücü Belgesinin Tercüme Edilmesi ve Orijinalliğinin Onaylanması”, “Bu Anlaşmasının Uygulanması İçin Yetkilendirilen Makamlar”, “Bilgi Mübadelesi”, “Uygulama Muafiyeti”, “Uluslararası Yükümlülükler” ve “Anlaşmanın Yürürlüğe Girmesi, Süresi ve Feshi” başlıkları altında çeşitli hükümler yer almaktadır.

İşbu Anlaşma süresiz olarak akdedilmiş olup tarafların Anlaşma’nın yürürlüğe girmesi için gerekli tüm iç yasal prosedürlerin yerine getirildiğini birbirlerine diplomatik kanallarla yaptığı son yazılı bildirimin alındığı tarihten 60 gün sonra yürürlüğe girer.

  • 6291 Karar Sayılı Milletlerarası Andlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Bosna-Hersek Bakanlar Konseyi Arasında Sürücü Belgelerinin Karşılıklı Olarak Tanınması ve Tebdil Edilmesi Konulu Anlaşmanın onaylanmasına karar verilmiştir. İşbu Anlaşma ile Türkiye Cumhuriyeti ve Bosna-Hersek’teki yetkili makamlarca diğer akit tarafın ülkesinde yasal olarak ikamet eden sürücü belgesi sahiplerine verilen sürücü belgelerinin karşılıklı olarak tanınması ve tebdil edilmesi konusunda düzenlemeler yapılmıştır.

Bu Anlaşma 5 yıllık süre ile geçerli olacaktır. İşbu Anlaşma Akit tarafların, gerekli tüm ulusal tam olarak uyumlu hale getirildiğine ilişkin olarak birbirlerine bildirimde bulundukları son diplomatik notanın alındığı tarihte yürürlüğe girer.

  • 6292 Karar Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile bazı anlaşmaların yürürlüğe girdiği tarihlerin tespit edilmesine karar verilmiştir. İlgili anlaşmalar, kararın ekindeki listede yer almaktadır.

Listeye aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/10/20221025-9.pdf

  • Millî Eğitim Bakanlığı tarafından çıkarılan Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile ilgili Yönetmeliğin 4. maddesine “Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER)” ve “Fizyoterapist” tanımlarına ilişkin bentler eklenmiştir. Ayrıca, özel eğitim ihtiyacı olan 69, 70 ve 71 aylık çocukların okul öncesi eğitime devamlarına ilişkin düzenleme getirilmiştir. Bu Yönetmelik yayımı tarihi olan 25.10.2022’de yürürlüğe girer.
  • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından çıkarılan Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ile ilgili Tebliğin 18. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Sulama suyu” ibaresi “Arıtılmış atık suyun yeniden kullanım alanları ve” olarak değiştirilmiş ve aynı fıkraya “Atık suyun yeniden kullanımı konusunda Bakanlık uygun görüşü alınır.” cümlesi eklenmiştir. Ayrıca, Tebliğe “Arıtılmış atıksuların çevresel yeniden kullanımı”, “Arıtılmış atıksuların endüstriyel tesislerde yeniden kullanımı”, “Arıtılmış atıksuların diğer alanlarda kullanımı”, “Arıtılmış atık suyun yeniden kullanılmasına teşvik”, “Verilerin atıksu bilgi sistemine girilmesi” başlıklı maddeler eklenmiştir. Bu Tebliğ yayımı tarihi olan 25.10.2022’de yürürlüğe girer.
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı) tarafından çıkarılan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 43) ile; indirim, tevkifat uygulayacak alıcılar ve tevkifat oranı, indirimli orana tabi işlemlerde iade uygulaması, yılı içinde nakden iade işlemi, istisna kapsamındaki işlemin gerçekleşmesinden sonra işleme ilişkin mal ve hizmet alımları ile ilgili kur farkları, genel açıklama, teminat türleri, teminat mektuplarının iadesi, teminat mektuplarının teyidi, artırımlı teminat uygulaması, vergi inceleme raporu ile iade ve HİS uygulamasına göre iade taleplerinin yerine getirilmesi kenar başlıklı maddelerinde değişiklik ve düzenlemeler yapılmıştır. Bu Tebliğin; 2, 3, 4 ve 6. maddeleri yayımını izleyen ayın başında, diğer maddeleri ise tarihi olan 25.10.2022’de yürürlüğe girer.
  • Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılan Yerli Hayvan Irk ve Hatlarının Tescili Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2004/39)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2022/27) ile; Tebliğ’in 4. maddesinin 2. fıkrasına “Ek-72’de” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Yalova Kıvırcığı Ek-73’te, Yığılca Bal Arısı Ekotipi Ek-74’te” ibaresi eklenerek, Ek-73 ve Ek-74 eklenmiştir. Bu Tebliğ yayımı tarihi olan 25.10.2022’de yürürlüğe girer.
  • Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ (No: 2022/2) ile; gümrük tarife istatistik pozisyonu (GTİP) ve tanımı belirtilen “Sitrik Asit” tanımlı eşyanın (yalnız karşısında gösterilen gümrük kıymetinin altında birim kıymetleri haiz olanlarının) ithalatında ileriye yönelik olarak yürütülecek olan gözetim uygulamasına ilişkin usul ve esaslarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Bu Tebliğ yayımı tarihi olan 25.10.2022 tarihini takip eden 30. gün yürürlüğe girer.
  • Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2022/31) kapsamında; yerli üretici Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. tarafından gerçekleştirilen başvuruya istinaden Çin Halk Cumhuriyeti menşeli “sıcak haddelenmiş rulo halinde olmayan yassı çelik (kalın levha)” ürünü ithalatına yönelik yürürlükte bulunan dampinge karşı kesin önleme ilişkin nihai gözden geçirme soruşturması açılmasına binaen açılan soruşturmanın usul ve esasları belirlenmiştir. Bu Tebliğ yayımı tarihi olan 25.10.2022’de yürürlüğe girer.
  • Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2022/32) uyarınca; 10/9/2021 tarihli ve 31594 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2021/42) ile Malezya menşeli/çıkışlı 4011.20.90; 4011.70.00.00.00; 4011.80.00.00.00 ve 4011.90.00.00.00 gümrük tarife pozisyonları altında kayıtlı “ağır vasıta, zirai araç ve iş makineleri dış lastikleri (kauçuktan yeni dış lastikler)” ithalatına yönelik olarak başlatılan ve Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı soruşturmanın tamamlanması neticesinde alınan karar yürürlüğe konulmuştur. Bu Tebliğ yayımı tarihi olan 25.10.2022’de yürürlüğe girer.
  • Anayasa Mahkemesinin 08.09.2022 Tarihli ve E: 2021/18, K: 2022/97 Sayılı Kararı, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Sanık hakkında basit hakaret suçundan açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur. Başvuru kararında özetle; mensuplarının menfaatlerini korumakla yükümlü Türkiye Barolar Birliği (TBB) tarafından hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde (AAÜT) ceza yargılamaları için belirlenen miktarın yüksek olduğu, zorunlu müdafilik kapsamında belirlenen miktarın ise bu miktar karşısında düşük kaldığı, vekâlet ücretinin davanın taraflarını bağlayıcı nitelikte olduğu, vekâletname son duruşmada sunulsa veya vekil duruşmalara hiç katılmayıp sadece dilekçe yazsa dahi vekâlet ücretine hükmedildiği, bu ücretin ekonomik durumu iyi olmayanlar yönünden ciddi külfet teşkil edebileceği, tarifeye göre hükmedilen vekâlet ücretinin bazı durumlarda cezadan bile daha fazla olabildiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 36. ve 135. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür. AYM tarafından yapılan inceleme ce değerlendirme neticesinde aşağıdaki hüküm verilmiştir:

04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 324. maddesinin 19.03.1969 tarihli ve 1136 sayılı Kanun’un 02.05.2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanun’un 76. maddesiyle değiştirilen 163. maddesi yönünden incelenen (1) numaralı fıkrasında yer alan “…tarifesine göre ödenmesi gereken avukatlık ücretleri…” ibaresinin;

Esas incelemesinin sanık yönünden yapılmasına,

1136 sayılı Kanun’un 163. maddesi ile sanık yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

  • Anayasa Mahkemesinin 14.09.2022 Tarihli ve 2017/25396 Başvuru Numaralı Kararı, karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddianın karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Somut olayda başvurucu ile kiracı şirketi temsilen finansal kiralama sözleşmesi akdetmiş; ayrıca yetkilisi oldukları diğer şirketleri de bu sözleşmeye müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla dâhil etmiştir. İhtarnameye göre başvurucunun Şirket yönetiminden ayrıldığı hususunun ilan edildiği tarihten sonra tahakkuk ettirilen ve ödenmeyen borçlardan dolayı sözleşmenin yapıldığı tarihte şirket yetkilisi olan başvurucu ve M.N.T. hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur. Ancak Mahkeme, sözleşmenin feshi sonrasında kira konusu malın iade yükümlülüğünün bizatihi kanundan kaynaklandığını, Şirketteki yetkileri ortadan kaldırılsa dahi başvurucunun sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunun devam ettiğini, başvurucunun sorumluluğunun ortadan kalkması açısından katılana bilgi verilmediğini ve rızasının alınmadığını değerlendirmiş; malın da talebe rağmen teslim edilmemesi nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğu gerekçesiyle mahkûmiyet hükmü kurmuştur. AYM tarafından yapılan incelemede; gerekçelerde birtakım soyut değerlendirmeler bulunmaktaysa da başvurucunun açık ve ayrı yanıt verilmesini gerektiren, ihtarnamenin gönderildiği tarihte Şirket yönetiminde görevli olmadığı, bu nedenle kiralama konusu emtiayı teslim etmeye yetkisi de bulunmadığı, dolayısıyla güveni kötüye kullanma suçunun oluşması için gereken, finansal kiralama konusu emtia üzerinde kendisi veya başkası yararına olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunma fiilini gerçekleştiremeyeceği tespitleri yapılmıştır. Açıklanan gerekçelerle AYM tarafından aşağıdaki hüküm verilmiştir:

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

  • Anayasa Mahkemesinin 14.09.2022 Tarihli ve 2019/12803 Başvuru Numaralı Kararı, istinaf başvurusunun süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Somut olay değerlendirildiğinde başvurucuların kısa kararla birlikte kararın gerekçesini öğrenemediği, dolayısıyla karar gerekçesini bilmeyen başvuruculardan kısa kararın tefhiminden itibaren istinaf kanun yoluna başvurmalarını beklemenin başvuruculara ağır bir külfet yüklediği anlaşılmıştır. Bu durumda kanun yolu mercilerinin somut olayın koşullarında istinaf süresini, İcra Mahkemeleri tarafından karar gerekçesi açıklanmadan tefhim tarihinden itibaren başlatmasına ilişkin yorumlarının öngörülemez nitelikte olduğu, başvurucuların katlanmak zorunda kaldığı külfetin hedeflenen meşru amaçla orantısız olduğu, dolayısıyla müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. AYM tarafından yapılan değerlendirme neticesinde somut başvurularda ihlalin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle AYM tarafından aşağıdaki hüküm verilmiştir:

Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

Diğer ihlal iddialarının incelenmesine GEREK BULUNMADIĞINA OY BİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

  • Anayasa Mahkemesinin, 21.09.2022 Tarihli ve 2019/24514 Başvuru Numaralı Kararı, başvurucunun esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre talep etmesine rağmen talebinin reddedilmesi nedeniyle savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu; iddia makamının mütalaasını vermesinden sonra esasa yönelik savunmasını hazırlamak için talep ettiği makul bir sürenin mahkemece verilmemesi neticesinde hazırlıksız olarak savunma yapmak zorunda kaldığını, tanığın Mahkeme nezdinde ilk kez dinlenmesi ve esas hakkındaki mütalaanın Başsavcılık tarafından ilk kez verilmesi sebebiyle savunma yapabilmek için verilecek kısa bir sürenin yargılamayı uzatmayacağının açık olduğunu, böylece savunma hakkının kısıtlandığını ileri sürmüştür. AYM tarafından yapılan inceleme ve değerlendirmede; başvurucunun savunma için ek süre talebini ret gerekçesinin somut olaya uygun olmadığı, başvurucu müdafiine savunmasını hazırlaması için uygun bir süre verilmesinde yargılamanın makul sürede tamamlanmasını engelleyecek bir durumun söz konusu olmadığı, esas hakkındaki mütalaanın sunulmasının başvuruya konu yargılama sürecinde ortaya çıkan ve mahkemenin kararını esaslı bir şekilde değiştirebilecek nitelikteki bir işlem olduğu sonuçlarına varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle AYM tarafından aşağıdaki hüküm verilmiştir:

Savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki savunma için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OY BİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

  • Anayasa Mahkemesinin, 21.0.9.2022 Tarihli ve 2019/42821 Başvuru Numaralı Kararı, böbrek nakli bekleyen ve ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun uygun böbrek bulunduğunda organ nakli merkezine sevkinin sağlanması için infaz hâkimliğine yaptığı şikâyetin reddedilmesi ve hastaneye sevk aşamasında yaşanan zorluklar nedeniyle ciddi risk altında tutulmaya devam edilmesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu; kronik böbrek yetmezliği hastalığı sebebiyle organ (böbrek) nakli bekleyen hastalar listesine 23.02.2010 tarihinde kaydı yapıldığı hâlde uygun böbrek bulunduğunda organ nakli ameliyatının süresinde yapılabilmesi amacıyla hastaneye sevkinin sağlanamaması neticesinde insan onurunu zedeleyecek ölçüde acı duyduğunu, hastaneye sevk sürecinde yaşanan zorluklar nedeniyle hayati risk altında tutulmakta olduğunu belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. AYM tarafından yapılan incelemede; birlikte kişinin özel durumu ile tutma koşulları arasındaki uyumsuzluğun ortaya çıkardığı maddi ve manevi (fiziksel ve psikolojik) sonuçların insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele düzeyine ulaşmaması için birtakım tedbirler alınması gerektiği, organ nakli prosedürünün hızla gerçekleştirilmesi gereken bir tıbbi işlem olduğu dikkate alınarak somut olayda ilgili birimlerce süratle hareket etme zorunluluğuna uygun olarak nakil işleminin gerçekleştirildiği, bununla birlikte başvurucunun bunun gibi organ nakli bekleyen hastalar listesine kayıtlı olduğuna dair herhangi bir evrak sunmadığı, bu hususa ilişkin olarak başvuru yapmadığı, başvurucunun böylece gecikmeden hastaneye erişiminin sağlanması ve doğası gereği acil olan tıbbi girişimin derhâl yapılabilmesi amacıyla gerekli koordinasyonun ve iznin verebilmesi için üzerine düşenleri yapmadığı sonuçlarına varılmıştır. Bütün bu hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun organ nakli merkezine sevkinin ve başvurucuya organ naklinin yapılmamış olmasının tek başına kötü muamele olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle AYM tarafından aşağıdaki hüküm verilmiştir:

Adli yardım talebinin KABULÜNE,

Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,

Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE OY BİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

Share.
Exit mobile version