Birleşik Krallık’ta önde gelen bankaların üst düzey yöneticileri, ABD merkezli kartlı ödeme ağlarına alternatif olacak ulusal bir ödeme sistemi kurulması amacıyla ilk resmi toplantılarını gerçekleştirmeye hazırlanmaktadır. Söz konusu girişim, özellikle ABD’deki siyasi gelişmeler ve yaptırım riskleri çerçevesinde, ülkenin ödeme altyapısının tek taraflı müdahalelere karşı kırılganlığına ilişkin artan endişeler doğrultusunda yeniden ivme kazanmıştır.

Toplantıya, Barclays’in Birleşik Krallık CEO’su Vim Maru başkanlık edecek olup, finansman yükünü üstlenmesi beklenen City merkezli bankalar ve finansal kuruluşlar bir araya gelecektir. Amaç, olası bir operasyonel kesinti veya jeopolitik gelişme halinde Birleşik Krallık ekonomisinin kesintisiz şekilde işlemeye devam edebilmesini sağlayacak bağımsız bir ödeme altyapısının hukuki ve kurumsal çerçevesini oluşturmaktır.

Halihazırda Birleşik Krallık’taki kartlı işlemlerin yaklaşık %95’i, ABD merkezli iki büyük ödeme ağı olan Visa ve Mastercard tarafından sağlanan sistemler üzerinden gerçekleştirilmektedir. Nakit kullanımının kayda değer ölçüde azalması, bu iki şirketin sistemik önemini artırmakta; olası bir erişim kesintisi durumunda ekonomik faaliyetin ciddi şekilde sekteye uğrayabileceği değerlendirilmektedir.

Girişim, geçmiş yıllarda da gündeme gelmiş olmakla birlikte, ABD’nin müttefik ülkelere yönelik son dönemdeki sert siyasi söylemleri ve yaptırım örnekleri, ödeme sistemlerinde “egemenlik” ve “operasyonel dayanıklılık” kavramlarını yeniden ön plana çıkarmıştır. Özellikle Rusya örneğinde, ABD yaptırımları sonrasında kartlı ödeme hizmetlerinin askıya alınmasının, bireylerin fonlarına erişimini ve ticari işlemleri doğrudan etkilediği bilinmektedir.

Benzer tartışmalar Avrupa Birliği düzeyinde de sürdürülmektedir. Avrupa Parlamentosu’nun ekonomik ve parasal işler komitesi başkanı Aurore Lalucq, ödeme sistemlerinde dışa bağımlılığın stratejik risk oluşturduğunu vurgulayarak, Avrupa ölçeğinde yerli ve bağımsız bir ödeme altyapısının tesis edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Birleşik Krallık tarafında ise yaklaşım daha temkinli ve iş birliğine açık bir çerçevede şekillenmektedir. Yeni kurulması planlanan yapı (“DeliveryCo” olarak anılmaktadır), sektör tarafından finanse edilecek; kamu otoriteleri ise destekleyici ve düzenleyici rol üstlenecektir. Dikkat çekici biçimde, Visa ve Mastercard’ın da yeni girişimde paydaş olarak yer alması ve sürece katkı sunması öngörülmektedir.

Projede ayrıca Santander UK, NatWest, Nationwide, Lloyds Banking Group, Link ve Coventry Building Society gibi önemli finansal kuruluşların yer aldığı belirtilmektedir.

Merkez bankası kanadında ise, Bank of England’ın altyapı tasarımı ve teknik çerçeve üzerinde çalışarak bu planları 2027 itibarıyla DeliveryCo’ya devretmesi planlanmaktadır. Banka yetkilileri, özellikle siber riskler ve operasyonel kesintiler bağlamında ek bir ödeme kanalının (payment rail) sistemik dayanıklılığı artırabileceğini ifade etmektedir.

Yeni ödeme sisteminin 2030 yılına kadar faaliyete geçirilmesi hedeflenmektedir. Hukuki açıdan bakıldığında, bu girişim; ödeme sistemleri mevzuatı, rekabet hukuku, veri koruma yükümlülükleri ve finansal istikrar düzenlemeleri çerçevesinde kapsamlı bir yapılandırma sürecini gerektirecektir. Ayrıca, mevcut kart şemalarıyla birlikte çalışabilirlik (interoperability), tüketici koruma yükümlülükleri ve olası piyasa hâkimiyeti tartışmaları da gündeme gelebilecektir.

Sonuç olarak, Birleşik Krallık’ta planlanan bu ulusal ödeme altyapısı girişimi, yalnızca teknik bir alternatif oluşturma çabası değil; aynı zamanda ödeme sistemlerinde egemenlik, operasyonel dayanıklılık ve jeopolitik risk yönetimi perspektifinden stratejik bir yeniden konumlanma olarak değerlendirilmelidir.

Share.
Exit mobile version