ABD’de federal temyiz mahkemesinin, sosyal medya platformlarının özellikle genç kullanıcılar bakımından bağımlılık yaratacak şekilde tasarlandığı iddialarına dayanan 3 binden fazla davanın görülmeye devam edebileceğine hükmettiği bildirilmektedir. Dokuzuncu Daire Temyiz Mahkemesi’nin kararı, Meta Platforms, Alphabet’in Google birimi, ByteDance’in TikTok’u ve Snap dahil olmak üzere çeşitli teknoloji şirketlerini ilgilendiren davalarda önemli bir usuli gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Uyuşmazlıkların temelinde, şirketlerin platform tasarımlarında kullanıcıların özellikle çocuklar ve gençler bakımından uzun süreli ve yoğun kullanımı teşvik eden özelliklere yer verdiği ve bu tasarım tercihlerinin çeşitli zararlara yol açtığı yönündeki davacı iddiaları bulunmaktadır. Şirketler tarafından ise ABD İletişim Ahlakı Yasası’nın 230. maddesinin (Section 230) kendilerine koruma sağladığı ileri sürülmüştür. Temyiz mahkemesinin, söz konusu hükmün bu aşamada şirketlere mutlak bir dokunulmazlık sağlamadığı ve temyiz başvurularının davaların esasına ilişkin inceleme bakımından henüz erken olduğu yönünde değerlendirme yaptığı aktarılmaktadır.
Kararın, sosyal medya şirketlerinin ürün tasarımı, kullanıcı güvenliği ve çocukların korunmasına ilişkin uygulamalarının ABD’de artan dava riskleri çerçevesinde yeniden değerlendirilmesine yol açabileceği ileri sürülmektedir. Bunun yanında, davaların esas aşamasına taşınması; şirketlerin hukuki sorumlulukları, ürün geliştirme politikaları, içerik ve algoritma tasarımları ile risk yönetimi ve uyum süreçleri bakımından önemli sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Bu kapsamda kararın, teknoloji şirketlerinin gelecekteki yatırım ve ürün stratejileri üzerinde de dolaylı etkiler yaratabileceği değerlendirilmektedir.
Gelişme, sosyal medya platformlarının çocuk ve genç kullanıcıların korunmasına ilişkin yükümlülükleri bakımından devam eden daha geniş kapsamlı uyuşmazlıklar dizisinin bir parçası niteliğindedir. Nitekim Meta’nın ayrıca 29 eyalet başsavcılığının yürüttüğü ve çocuk verilerinin kullanılması ile platform tasarımına ilişkin iddiaların ele alındığı ayrı bir yargılamanın ertelenmesi yönündeki talebinin de reddedildiği bildirilmektedir. Söz konusu davaların nihai sonuçlarının, teknoloji şirketlerinin ürün tasarımı ve kullanıcı güvenliği bakımından hukuki sorumluluklarının sınırlarının belirlenmesi açısından yakından takip edilmesi beklenmektedir.



