Bu paskalya döneminde Avrupa’da çikolata fiyatları dikkat çekici şekilde artmış durumda. Eurostat verilerine göre, kakao ve çikolata fiyatları 2025 yılı sonunda yıllık bazda %15’in üzerinde artarken, genel enflasyonun %2,3 seviyesinde kalması bu ürünleri en hızlı zamlanan gıda kalemlerinden biri haline getirdi.
Uzmanlara göre bu artışın temelinde, küresel kakao arz zincirinde yaşanan ciddi bozulma yer alıyor. International Cocoa Organization verileri, dünya kakao üretiminin 2022-2023 dönemindeki 5 milyon ton seviyesinden 2023-2024 döneminde yaklaşık %13 düşerek 4,3 milyon tonun altına gerilediğini ortaya koyuyor. Aynı dönemde stokların da önemli ölçüde azalması, piyasada arzın sıkıştığını ve fiyatların yukarı yönlü baskılandığını gösteriyor.
Food and Agriculture Organization ekonomistleri, üretimdeki bu daralmanın piyasayı son derece kırılgan hale getirdiğini ve en küçük arz şokunun dahi fiyatları hızla yukarı çekebilecek bir ortam yarattığını belirtiyor. Nitekim kakao piyasası son dönemde tarihsel olarak en düşük stok seviyelerine yaklaşmış durumda.
Üretimdeki düşüşün merkezinde ise Batı Afrika yer alıyor. Dünyanın en büyük kakao üreticileri olan Fildişi Sahili ve Gana’da hem kuraklık hem de yoğun yağış gibi aşırı hava olayları verimi ciddi biçimde düşürdü. Buna ek olarak kakao ağaçlarını etkileyen hastalıklar da üretimde kayıpları artırdı. Uzmanlar, özellikle çiçeklenme dönemindeki yoğun yağışların verim üzerindeki olumsuz etkisinin çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkat çekiyor.
Fiyat artışları Avrupa genelinde farklı oranlarda hissediliyor. Danimarka ve Litvanya’da kakao bazlı ürünlerde yıllık enflasyon %30’un üzerine çıkarken, Almanya ve İtalya gibi büyük ekonomilerde artış %20 seviyelerinde gerçekleşti. Fransa ve İspanya’da ise artış oranı Avrupa ortalamasının bir miktar altında kaldı.
Sektör temsilcileri, arz tarafındaki bu dalgalanmaların yalnızca iklim koşullarından değil, aynı zamanda tedarik zincirinin yapısal kırılganlığından da kaynaklandığını vurguluyor. Bu durum, uluslararası tedarik sözleşmelerinde teslim süreleri, fiyat uyarlamaları ve mücbir sebep hükümlerinin daha sık gündeme gelmesine yol açıyor. Özellikle tarımsal üretime bağlı emtia piyasalarında, iklim kaynaklı risklerin sözleşmesel dengeleri bozması şirketleri yeniden müzakereye zorlayabiliyor.
Öte yandan Avrupa Birliği’nde son dönemde yürürlüğe giren Corporate Sustainability Due Diligence Directive ve EU Deforestation Regulation gibi düzenlemeler de kakao tedarik zincirini doğrudan etkiliyor. Şirketlere çevresel ve sosyal yükümlülükler getiren bu kurallar, özellikle küçük üreticilerden tedarik süreçlerini zorlaştırırken maliyetlerin artmasına da neden olabiliyor.
Uzmanlara göre 2025-2026 sezonunda üretimde kademeli bir toparlanma bekleniyor. Ancak mevcut koşullar altında kakao piyasasının hâlâ “ince ve kırılgan” bir yapıda olduğu, hava koşulları, hastalıklar veya lojistik aksaklıklar gibi yeni şoklara açık olmaya devam edeceği ifade ediliyor. Bu da Paskalya gibi talebin zirve yaptığı dönemlerde çikolata fiyatlarının yüksek kalmayı sürdürebileceğine işaret ediyor.


