ABD’de tehlikeli kimyasal salımıyla sonuçlanan endüstriyel kazaların son yıllarda arttığına ilişkin veriler, kimyasal tesis güvenliği ve denetim yükümlülüklerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Çevresel Sorumluluk için Kamu Çalışanları tarafından yayımlanan analize göre, bu nitelikteki kaza sayısı 2021’de 83 iken 2025’te 131’e yükseldi. Aynı dönemde yaralanma veya ölümle sonuçlanan olayların sayısının da 60’tan 89’a çıktığı belirtildi. ABD Kimyasal Güvenlik Kurulu kayıtlarına göre ise Nisan 2020 ile Mayıs 2026 arasında 650’den fazla kimyasal kaza meydana geldi; bu olaylarda 103 kişi hayatını kaybetti, 355 kişi yaralandı ve çok sayıda olayda ciddi maddi hasar oluştu. Kayıtlarda, özellikle eski rafineri altyapısı ve hidrojen florür gibi yüksek riskli kimyasalların kullanıldığı tesislere ilişkin güvenlik risklerine dikkat çekildi.
Trump yönetimi ise bazı yükümlülüklerin işletmeler üzerinde gereksiz düzenleyici yük oluşturduğunu savunarak, büyük kimyasal kazaların ardından bağımsız üçüncü taraf denetimini zorunlu kılan bazı yükümlülükleri kaldırmayı ve ciddi endüstriyel kazaların nedenlerini inceleyen bağımsız Chemical Safety and Hazard Investigation Board (CSB) için ayrılan bütçeyi sonlandırmayı öneriyor. Ancak söz konusu adımların, yüksek riskli tesislerde denetim kapasitesini zayıflatabileceği ve iş sağlığı ile çevre güvenliği bakımından yeni riskler doğurabileceği yönünde eleştiriler bulunuyor.
Bu gelişmeler ABD’de sanayi tesislerine yönelik denetim ve güvenlik yükümlülüklerinin kapsamına ilişkin tartışmaları artırırken; Avrupa Birliği’nde Seveso III Direktifi, Endüstriyel Emisyonlar Direktifi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında yüksek riskli tesislere yönelik çevresel ve idari yükümlülüklerin güçlendirilmesi yönünde bir yaklaşım izleniyor.



