Avrupa Birliği’nde ambalaj ve ambalaj atıklarına ilişkin yeni düzenleme yürürlüğe girmeye hazırlanırken, özellikle içecek sektörü başta olmak üzere birçok sanayi kolu uygulamaya ilişkin belirsizliklerin giderilmesi için Avrupa kurumlarına çağrıda bulunuyor.
AB’nin Packaging and Packaging Waste Regulation (PPWR) olarak bilinen yeni ambalaj düzenlemesi, 11 Şubat 2025’te yürürlüğe girmiş olup genel uygulama tarihi 12 Ağustos 2026 olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme, uzun yıllardır yürürlükte olan Packaging and Packaging Waste Directive 94/62/EC sistemini büyük ölçüde değiştirmekte ve ambalajların tasarımından geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan yeni kurallar getirmektedir.
Avrupa içecek sektörünün çatı örgütlerinden UNESDA, sektörün döngüsel ekonomi hedeflerine uzun süredir aktif biçimde katkı sunduğunu belirtiyor. Kuruluşa göre şirketler son yıllarda ambalajların geri dönüştürülebilirliğini artırmak, depozito-iade sistemlerini yaygınlaştırmak ve plastik şişelerde geri dönüştürülmüş malzeme kullanımını yükseltmek için önemli yatırımlar yaptı. Sektör verileri, 2024 yılında plastik içecek şişelerinde kullanılan PET’in yaklaşık %51,7’sinin geri dönüştürülmüş PET olduğunu gösteriyor. Bu oran, hem 2025 hedeflerini hem de tek kullanımlık plastiklere ilişkin AB kurallarının öngördüğü eşikleri şimdiden aşmış durumda.
Bununla birlikte sektör temsilcileri, yeni düzenlemenin uygulanmasına ilişkin bazı teknik konuların henüz netleşmemiş olmasının şirketler açısından ciddi operasyonel riskler doğurduğunu savunuyor. Özellikle gıda ile temas eden ambalajlarda kullanılabilecek kimyasallar, plastik grup ambalajları ve yeniden kullanım hedefleri gibi alanlarda Avrupa kurumlarının daha hızlı hareket etmesi gerektiği belirtiliyor. Şirketlere göre üretim planlarının değiştirilmesi, yeni ambalaj çözümlerinin geliştirilmesi ve tedarik zincirlerinin uyarlanması için hukuki belirlilik kritik önem taşıyor.
Tartışmaların odak noktalarından biri, “sonsuz kimyasallar” olarak bilinen PFAS maddelerine getirilecek sınırlamalar. PPWR kapsamında gıda ile temas eden ambalajlarda bu kimyasalların kullanımı önemli ölçüde sınırlandırılacak. Ancak sektör, PFAS’ın nasıl ölçüleceğine ilişkin AB genelinde uyumlu bir metodoloji bulunmamasının farklı üye devletlerde farklı uygulamalara yol açabileceğini ve bunun da iç pazarda hukuki parçalanma riski doğurabileceğini ifade ediyor.
Benzer bir belirsizlik plastik “grup ambalajları” konusunda da yaşanıyor. Birden fazla ürünün birlikte satışında kullanılan bu tür ambalajlar için uygulanacak teknik kuralların 2027’den önce yayımlanmayabileceği belirtiliyor. Oysa düzenleme, 2030 yılına kadar bazı tek kullanımlık ambalajların kullanımının azaltılmasını veya tamamen kaldırılmasını öngörüyor. Sektör temsilcileri, hangi ambalaj türlerinin yasaklanacağı veya hangi alternatiflerin kabul edileceği netleşmeden üretim altyapısının değiştirilmesinin zor olduğunu vurguluyor.
PPWR aynı zamanda yeniden kullanılabilir ambalaj sistemlerinin yaygınlaştırılmasını hedefliyor. Ancak bazı üye devletler, zaten gelişmiş geri dönüşüm ve toplama sistemlerine sahip olduklarını belirterek belirli yeniden kullanım hedefleri için ulusal istisnalar talep edebiliyor. Bu istisnaların hangi koşullarda kabul edileceğine ilişkin rehberlerin henüz yayımlanmamış olması da yatırım kararlarını zorlaştıran bir diğer unsur olarak gösteriliyor.
AB’nin ambalaj düzenlemesi, uzun yıllardır yürürlükte olan Packaging and Packaging Waste Directive 94/62/EC sisteminin yerini alarak ambalajların tasarımından geri dönüşümüne kadar tüm yaşam döngüsünü kapsayan yeni kurallar getiriyor. Bu yönüyle düzenleme yalnızca çevre politikası açısından değil, aynı zamanda iç pazarın işleyişi bakımından da önemli bir reform niteliği taşıyor. Nitekim ambalaj standartları, ürünlerin Avrupa iç pazarında serbest dolaşımını doğrudan etkileyen teknik kurallar arasında yer alıyor.
Sektör temsilcileri ise artık sürenin daraldığını ve uygulama tarihine aylar kala teknik rehberlerin hızla tamamlanması gerektiğini belirtiyor. Şirketlere göre ambalaj üretiminden tedarik zincirlerine kadar uzanan geniş bir alanda uyum için milyarlarca avroluk yatırım söz konusu. Bu nedenle Avrupa kurumlarının, düzenlemenin uygulanmasını kolaylaştıracak açık ve uyumlu teknik kuralları gecikmeden ortaya koyması gerektiği ifade ediliyor.
Hukuki Değerlendirme: İkincil Mevzuatın Kritik Rolü
AB çevre ve iç pazar mevzuatında sıklıkla görüldüğü üzere, temel düzenlemeler çoğu zaman çerçeve hükümler içerirken uygulamaya ilişkin teknik ayrıntılar delegated acts ve implementing acts yoluyla daha sonra belirlenmektedir.
PPWR bakımından da aynı durum söz konusu. Özellikle ambalajın “geri dönüştürülebilir” sayılabilmesi için gerekli teknik kriterlerin 2028 yılına kadar Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilecek ikincil düzenlemelerle belirlenmesi planlanmaktadır.
AB’nin yeni ambalaj tüzüğü, çevre politikası ile iç pazar düzenlemelerinin kesiştiği en kapsamlı mevzuat reformlarından biri olarak görülüyor. Ancak uygulama tarihine aylar kala sektör temsilcilerinin dile getirdiği belirsizlikler, düzenlemenin pratik etkilerinin büyük ölçüde ikincil mevzuatın zamanında hazırlanmasına bağlı olduğunu gösteriyor.
Avrupa kurumlarının önümüzdeki aylarda yayımlayacağı teknik rehberler ve uygulama düzenlemeleri, hem işletmelerin yatırım planları hem de AB iç pazarında ambalaj sektörünün rekabet dengesi açısından belirleyici olacak.


