Orta Doğu’daki savaşın enerji fiyatlarını hızla yukarı çekmesi, bu hafta merkez bankalarının en önemli gündemlerinden biri haline geldi. Özellikle petrol ve akaryakıt maliyetlerindeki artışın enflasyonu yeniden güçlendirebileceği, bu nedenle para politikası kararlarının daha zor bir denge gerektirdiği vurgulanıyor. Avustralya Merkez Bankası da bu ortamda politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 4,1’e çıkardı ancak kararın 5’e karşı 4 gibi oldukça yakın bir oy dağılımıyla alınması, piyasalarda belirsizlik algısını artırdı. Fed, Avrupa Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası ve Japonya Merkez Bankası’nın ise bu hafta faizleri sabit tutması bekleniyor.
Ayrıca enerji şokunun yalnızca enflasyon değil, döviz piyasaları ve jeopolitik risk algısı üzerinde de etkili olduğu anlatılıyor. Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda, çekirdek enflasyon dinamiğinin yüzde 2 hedefine yaklaştığını söylerken, yen dolar karşısında zayıf seyrini sürdürdü. Aynı sırada İsrail ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam ediyor, Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler ve Körfez’deki enerji tesislerine yönelik tehditler petrol fiyatlarını yukarı taşıyor. Habere göre Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,9 artarak 103,11 dolara çıktı, bu da piyasalarda enerji kaynaklı yeni bir baskı dalgası ihtimalini güçlendiriyor.
Reuters analizinde, baskının yalnızca enerjiyle sınırlı olmadığı, teknoloji üretim zincirinde de arz sorunlarının sürdüğü belirtiliyor. Güney Koreli SK Group’un başkanı, yapay zekâ kaynaklı yoğun talep nedeniyle çip üretiminde kullanılan wafer arzındaki sıkışıklığın 2030’a kadar sürebileceğini söyledi. Buna ek olarak, Samsung Electronics’te sendikal tarafta üretimi etkileyebilecek bir grev ihtimali gündemde. Tüm bu gelişmelerin etkisiyle küresel piyasalarda yön arayışı sürüyor. Asya borsalarında sınırlı yükselişler görülürken, ABD vadeli endeksleri hafif ekside seyrediyor ve Avrupa vadelileri daha yatay bir görünüm veriyor.


