Meta CEO’su Mark Zuckerberg ile Priscilla Chan’in kurduğu Biohub, yapay zekânın biyoloji araştırmalarında daha aktif kullanılmasını hedefleyen büyük ölçekli yeni bir programı devreye alıyor. Beş yıl sürmesi planlanan girişim, insan hücrelerinin davranışlarını dijital ortamda taklit edebilecek ve geleceğe dönük tahminler üretebilecek modeller geliştirmeye odaklanıyor. Amaç, hücrelerin sağlıklı ve hastalıklı koşullarda nasıl değiştiğini daha ayrıntılı biçimde anlamak, böylece hastalıkların oluşum mekanizmalarını çözmek, tedavi arayışlarını hızlandırmak ve araştırmacıların bugün laboratuvarda sınırlı hızda yürütebildiği çalışmaları çok daha geniş ölçekte inceleyebilmek. Zuckerberg ve Chan’in uzun vadeli vizyonu, biyoloji ile yapay zekâyı bir araya getirerek hastalıkların önlenmesi ve tedavisi konusunda bilim insanlarına yeni araçlar kazandırmak.
Biohub’un bu alandaki yatırım planı toplam 500 milyon dolarlık bir bütçeye dayanıyor. Bu kaynağın 400 milyon dolarlık bölümü kuruluşun kendi araştırma ve altyapı çalışmalarına ayrılırken, 100 milyon dolarlık kısmın dış araştırmacıları desteklemek için kullanılması öngörülüyor. Program kapsamında üretilecek veri setlerinin dünya genelindeki bilim insanlarına ücretsiz sunulması da planlanıyor. Biohub, 2016’dan bu yana hücre düzeyinde biyolojiyi ölçmeye, gözlemlemeye ve anlamlandırmaya yönelik teknolojiler geliştirmeyi hedefleyen bir yapı olarak çalışıyor. Kuruluşun, tek hücre verileri konusunda geniş ölçekli veri birikimleri oluşturduğu ve biyolojik araştırmalar için özel hesaplama altyapıları kurduğu belirtiliyor. Nvidia ve çeşitli araştırma kurumlarının da projede yer alması, girişimin yalnızca biyomedikal değil, aynı zamanda yüksek performanslı hesaplama ve yapay zekâ açısından da stratejik bir önem taşıdığını gösteriyor.
Projenin başarısı büyük ölçüde kullanılacak biyolojik verinin miktarına, çeşitliliğine ve güvenilirliğine bağlı olacak. Hücrelerin moleküler düzeyden doku ölçeğine kadar farklı durumlarda izlenebilmesi için bugün mevcut olandan çok daha gelişmiş ölçüm teknolojilerine ihtiyaç duyuluyor. Araştırmacıların önündeki temel soru ise yapay zekâ modellerinin gerçekten güvenilir tahminler üretebilmesi için ne kadar veri gerektiği. Bu alandaki yarış Biohub ile sınırlı değil. Alphabet çatısı altındaki Isomorphic Labs ilaç keşfinde yapay zekâdan yararlanırken, Microsoft sağlık ve biyomedikal araştırmalara yönelik modeller geliştiriyor. Nvidia’nın BioNeMo platformu da yaşam bilimleri alanında yapay zekâ destekli ilaç keşfi çalışmalarında kullanılıyor. Tüm bu gelişmeler, yapay zekânın tıp ve biyoloji araştırmalarında yalnızca yardımcı bir araç olmaktan çıkıp, hastalıkları anlama ve yeni tedaviler tasarlama süreçlerinde merkezi bir rol üstlenmeye başladığını ortaya koyuyor.


