Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset, göçmenlerin sınır dışı edilmesini kolaylaştırmak amacıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadının esnetilmesi yönündeki taleplere sert uyarılarda bulundu. Berset, bu tür girişimlerin yalnızca göç politikalarıyla sınırlı kalmayabileceğini ve Avrupa’daki insan hakları rejimi açısından öngörülemeyen sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Euronews’e verdiği demeçte konuşan Berset, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) göçmenlere sağladığı güvencelerin yeniden yorumlanmasının, devletleri başka alanlardaki temel hak ve özgürlükleri kısıtlama konusunda cesaretlendirebileceğini belirterek, bunun “Pandora’nın kutusunu açmak” anlamına gelebileceğini söyledi.
Strazburg merkezli Avrupa Konseyi’ne üye bazı ülkeler, özellikle düzensiz göçmenler ve yabancı uyruklu suçluların sınır dışı edilmesinde daha fazla takdir yetkisi talep ediyor. Bu kapsamda Mayıs 2025’te dokuz Avrupa Birliği üyesi ülke, AİHM kararlarının bu alanda yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan ortak bir açık mektuba imza attı. Girişim, Konsey üyeleri arasında belirli ölçüde destek bulsa da Berset bu yaklaşımın ciddi riskler barındırdığı görüşünde.
Belçika, Danimarka ve Birleşik Krallık’ın öncülük ettiği bu çıkışın “tehlikeli bir emsal” oluşturabileceğini ifade eden Berset, atılacak adımların yakından izleneceğini vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: “Bugün göç meselesi üzerinden yapılan tartışmalar, yarın başka ülkelerin farklı insan haklarını tartışmaya açmasına yol açabilir. Bu nedenle son derece dikkatli davranmalıyız. Aksi halde ileride uzlaşma zemini bulamayabiliriz.”
Üye devletlerin göç konusundaki kaygılarını anladığını dile getiren Genel Sekreter, buna rağmen bu taleplerin dile getirilme biçimine eleştirel yaklaştığını belirtti. AİHM’in “yaşayan bir hukuk metni” olduğunu ve sözleşme sisteminin tartışılmasının doğal karşılanması gerektiğini ifade eden Berset, yargı organları üzerinde siyasi baskı kurulmasının ise kabul edilemez olduğunu vurguladı. “Tartışmak sağlıklıdır; ancak mahkemeyi siyasallaştırmak değildir” diyen Berset, ulusal mahkemelere baskı yapılmasının ne kadar yanlışsa, AİHM’e yönelik siyasi müdahalenin de aynı derecede yanlış olduğunu söyledi.
Bu gelişmeler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf olan ve Avrupa Konseyi’nin kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye açısından da yakından takip ediliyor. Sözleşmeye taraf 46 ülkenin tamamında bireyler, hak ihlali iddialarını AİHM’e taşıma hakkına sahip.
Berset, üye ülkelerin endişelerini yapıcı bir zeminde ele almayı hedeflediklerini belirterek, Aralık 2025’te Adalet Bakanları düzeyinde gayriresmî bir konferans düzenlendiğini hatırlattı. Bakanların, Mayıs 2026’da yapılacak Bakanlar Komitesi toplantısında kabul edilmesi öngörülen ve göç ile AİHM ilişkisini ele alan siyasi bir deklarasyon hazırlanması çağrısında bulunduğu aktarıldı.
Buna karşın, reform taleplerine yönelik destek artış gösterse de hangi değişikliklerin yapılacağı ya da herhangi bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceği konusunda henüz ortak bir mutabakat sağlanmış değil. Mevcut tabloyu değerlendiren Berset, sürecin üye devletlerin iradesine bağlı olduğunu belirterek, “Şu aşamada daha ileri adımlar atılması gerektiği konusunda ortak bir görüş yok. Öncelikle mümkün olan en geniş uzlaşmayı sağlamalı, ardından nasıl ilerleyeceğimizi değerlendirmeliyiz” ifadelerini kullandı.


