Yeni Zelanda Hükümeti, 16 yaşından küçük kişilerin sosyal medya platformlarını kullanmasını sınırlandırmayı öngören Online Safety Bill adlı düzenlemeyi Parlamento gündemine taşımıştır. Düzenleme kapsamında sosyal medya platformlarına, kullanıcıların 16 yaşından büyük olduğunu doğrulamak üzere makul tedbirler alma yükümlülüğü getirilmesi planlanmaktadır. Yaş doğrulama süreçlerinde mevcut hesap bilgilerinin yanı sıra yüz teknolojileri, dijital kimlik hizmetleri ve resmi kimlik belgelerinden yararlanılması öngörülmektedir.
Teknoloji şirketlerinin ayrıca platformlarının çocuklar bakımından oluşturabileceği riskleri değerlendirmeleri ve bu risklerin azaltılmasına yönelik aldıkları tedbirler hakkında raporlama yapmaları beklenmektedir. Yükümlülüklere aykırılık hâlinde platform işletmecilerine küresel cirolarının %10’una kadar para cezası uygulanabilmesi öngörülmekte; buna karşılık çocuklar veya ebeveynler bakımından doğrudan bir yaptırım getirilmesi planlanmamaktadır.
Düzenlemenin, sosyal medya platformlarının kullanıcı yaşının tespiti, kişisel verilerin işlenmesi, algoritmik risk değerlendirmeleri ve çocukların çevrim içi güvenliğine ilişkin kurumsal uyum süreçleri bakımından yeni yükümlülükler doğurabileceği değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, tasarının Parlamento’da yeterli siyasi desteğe sahip olup olmadığı henüz kesinlik kazanmamıştır. Koalisyon ortaklarından New Zealand First düzenlemeye karşı çıkarken, ACT Partisi’nin de tasarıya destek vermediği bildirilmektedir. Parlamento’nun seçimler öncesinde 1 Ekim’de feshedilecek olması nedeniyle tasarının mevcut yasama döneminde kabul edilmesinin mümkün olmayabileceği aktarılmaktadır.
Söz konusu girişimin, Avustralya’nın 2025 yılında 16 yaş altındaki kullanıcıların sosyal medya erişimine yönelik getirdiği kısıtlamanın ardından çocukların dijital ortamda korunmasına yönelik uluslararası düzenleme eğiliminin bir parçası olduğu görülmektedir. Düzenlemenin yasalaşması hâlinde, özellikle küresel teknoloji şirketleri açısından yaş doğrulama, veri koruma, risk yönetimi ve mevzuata uyum süreçlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilecek nitelikte bir hukuki çerçeve oluşturması beklenmektedir.


