Avrupa Birliği Konseyi, yapay zekaya ilişkin bazı kuralları sadeleştirmeyi ve uygulamayı kolaylaştırmayı amaçlayan yeni düzenlemeye nihai onayını verdi. Yeni düzenleme, Avrupa Birliği’nin mevzuat sadeleştirme gündeminin bir parçası olan yasama paketinin içinde yer alıyor.
Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa İşlerinden Sorumlu Bakan Yardımcısı Marilena Raouna, düzenlemenin Avrupa Birliği’nin rekabet gücünü artırma yolunda önemli bir adım olduğunu belirterek, daha fazla hukuki öngörülebilirlik ve yapay zeka kurallarının birlik genelinde daha uyumlu uygulanmasının inovasyon ve büyümeyi destekleyeceğini ifade etti.
Yeni düzenleme, yapay zeka ile üretilen veya manipüle edilen rızaya dayanmayan cinsel içerikler ile çocuk cinsel istismarı materyallerine yönelik açık bir yasak getiriyor. Gerçek kişilerin çıplak görüntülerini üreten ya da mevcut fotoğraflarda kıyafetleri dijital olarak kaldırarak mahrem bölgeleri görünür hâle getiren yapay zeka sistemleri, bu yılın aralık ayından itibaren yasaklanacak.
Düzenleme ayrıca yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ilişkin kuralların uygulanma takvimini de erteliyor. Başlangıçta 2 Ağustos 2026’da yürürlüğe girmesi planlanan hükümler, bağımsız yüksek riskli yapay zeka sistemleri için 2 Aralık 2027’ye, ürünlere entegre edilmiş yüksek riskli sistemler için ise 2 Ağustos 2028’e ertelendi. Ulusal düzeyde kurulması gereken yapay zeka düzenleyici korumalı alan mekanizmalarının oluşturulması için son tarih de 2 Ağustos 2027’ye çekildi. Buna karşılık, yapay olarak üretilmiş içeriklere yönelik şeffaflık yükümlülüklerinin uygulanması için tanınan geçiş süresi altı aydan üç aya indirildi ve yeni son tarih 2 Aralık 2026 olarak belirlendi.
Düzenleme ayrıca tıbbi cihazlar, oyuncaklar, asansörler ve deniz araçları gibi sektörlere özgü mevzuat ile Yapay Zeka Yasası arasındaki olası çelişkileri gidermeyi amaçlıyor. Buna göre, sektör mevzuatında benzer yapay zeka gereklilikleri bulunması hâlinde, uygulama çelişkilerini önlemek için özel mekanizmalar devreye alınabilecek.
Yeni yasa, Avrupa Birliği’nin dijital düzenleme çerçevesini daha sade, öngörülebilir ve işletmeler açısından daha az maliyetli hâle getirmeyi hedeflerken; özellikle KOBİ’lerin üzerindeki idari yüklerin azaltılmasını amaçlayan daha geniş kapsamlı reform sürecinin de önemli bir parçası olarak görülüyor.


